19 Şubat 2017 Pazar

geçmiş ve gelecek

Gölgelerine sığındığım zamanları özledim
Kimsenin gri bakmadığı
Ve penceremden sarı güneşin göz kırptığı
Rüzgarın saçlarımı taradığı zamanı...

Ruhumu hatırladığım bir sokak hatırlıyorum
Dökülen yapraklar ile birlikte
Yokuş aşağı inen bir sokak
Pencerelerde fesleğenlerin
Ve çok uzun yaşamış kadınların baktığı bir sokak

Yaralarımın pembe olduğu mevsimleri hatırlıyorum
Mektuplar yazdığım ve elden teslim ettiğim
Henüz alışılmamış aşklarımı
Koridorlarda bıraktığım koşturmalarımı hatırlıyorum

Geldiğinde gülümseten
Uzun uzun baktığım elleri hatırlıyorum
Tutamadığım ama hep orda olduğunu bildiğim
Söylemekten korktuğum ve hep kaçtığım
Ve hiç bırakamadığım hikayeleri hatırlıyorum.

Hatırlamaktan yoruluyorum bazen
Gerçek bir ses arıyorum
Geceleri uyandığımda
Sarılacağım bir koku arıyorum.
Tüm hatıralarıma rağmen
Albümlerimden fotoğrafları silmeden
Yenilerini ekleyeceğim insanları arıyorum...




15 Şubat 2017 Çarşamba

Bir kaç sessizlik ile

Pişmanlıklarımın gölgesinde yürüyorum
Kıskandığım hayatlar arasından geçiyorum
Gülümsüyorum yine de
Boynuma sardığım yılların ağırlığı ile
Başımı başka yöne döndüremiyorum
Ama görebiliyorum geçenleri
Gidenleri
Asla geri gelmeyecek olan günleri

Mutsuzluğumun dizlerinde uyuyorum.
Çözüm bulamadığım sorularımı
Her gece uyumadan önce gördüğüm
O büyük duvara astım.
Yalnız kaldığımda soruyorum kendime
Her gece soruyorum
Neden?

Korkularımı içimde büyütüyorum
Cesaretsiz duygularımın arkasından konuşuyorum
Sevdiğim ne varsa bu hayatta
Taraflarınca sevilmemeye alışıyorum
Korkularımı ve sevgilerimi bazen karıştırıyorum.

Bir türlü bir işe yaramayan ağız dolusu cümlelerimle
İnsanların hayatlarından öylesine geçip gidiyorum...

7 Kasım 2016 Pazartesi

Madem öyle... Lafı Uzatmaya gerek yok...

Nerde başlayıp nerde biteceğini bilemediğimiz bir hata
Belki de tüm yaşam...

Kaybetmekten korktuğum için mi sevemiyorum?
Kestirdiğim zaman çok üzülürüm diye
Saçlarımı uzatmaya kıyamadığım gibi...

Bir şehri çok sevdiğim yetmiyormuş gibi
Ait hissetmiyorum kendimi.
Hiçbir yere
Kimseye!
Çocukluğumu bulamadığım evlerde
Huzursuz selamlarda kalmak istemiyorum.

Özlemek istemiyorum önümüzdeki 10 yıl!

Kalbimdeki boşluğu isimlendiremiyorum artık
Uzun yolculuklardan bana kalan vedalarda
Terk etmeleri saymıyorum.

Saymıyorum artık 'YARIN!' diye beklediğim sabahları.
Yalnız uyuduğum soğukları
Ve deniz kenarında uzaklara dalışları.

Hatıramda Kadıköy'de soğuk bir akşam var
Yürüdüğüm kalabalık sokaklardan yüzüme çarpan
Dükkanların sarı ışıkları var.
Tenimdeki anason kokusu
İçimdeki turuncu heyecan var.

Saymıyorum artık unutmak istemediğim anıları.
Bir yerlerden tutturduğum aklıma
Ve dilimde bir tekerleme gibi
Seçtiğim olmayacak yolları.

Kelimelerden notalar çıkartıyordum oysa
Birkaç zaman önce...

Bir taksinin camından bakarken uzun evlerin ışıklarına
Biraz daha pekiştiriyordum yalnızlığımı
Hatıramda Kadıköy akşamı
Dilimde sevişirken mırıldandığım şarkı...

Tüm yaşam bir hataydı belki de
Yapılacak en güzel zamanda yapılan bir hata...

Şarkıda da dediği gibi
"Madem öyle... Lafı uzatmaya gerek yok!"

22 Ekim 2016 Cumartesi

Bir karanlığın ardından...

Sen de severdin yalnızlıkları...

Uzun bir gecenin ardından
Belki uzun bir yolun.
Belki kar yağardı belki yağmur
(Mutlaka bir şey yağmalıydı)
Uzun yalnızlıkların ardından gidilen
Uzun bir yolun karanlığıydı...

Bitirmek için başladığın her şeyin
Bir cezasını çeker gibi
Okşadın bedenini
Kendine itiraf edemediğin
Özlemlerinle!

Eskiyi aradın hep
Eskisini
Hissettiklerini
Dokunduğunu
Öfkeni
Sevgini
Karanlıkta uzanıp
Dokunmaya çalıştın
Ancak yol uzaktı...

Kaçmaktı seninkisi
Emin olduğun kalabalığı kaybetmemek için
Parlak ışıklara kaçmaktı.
Bir söz mesafeden vazgeçip
Bir yarayı kanatmaktı.

Bitirdiğin gecenin sabahında
Üşüdüğün kucakta
Soluğunda titreyen sessizliğinde
Sahte gülüşünde
Bıraktığın "sen"din...

Bir denize attın kendini!
Bir sonsuz belirsizliğe!
Bir kimliksiz hayale
Yanık teninde 
İsimsiz dudaklarda 
Yaşayan "sen"din! 

Giderken arkana bile bakmadan
Gölgeni yanına almadan
Kokunu bir mum gibi yakarak
Saçlarımdan tutarak
Beni o karede bırakan sendin! 

Sen de seveceksin yalnızlığını...

16 Ekim 2016 Pazar

Bitiremiyorum...

Yalan söylemedim!
Yaşadığım an'lara ihanet etmedim! 
Kendime duyduğum sadakate 
Yenilerini ekleyip
Duvarlarımı yükselttim! 

Birkaç şehir gezdim
Birkaç ülke
Birkaç telefon görüşmesi yaptım
Birkaç gözyaşı döktüm
Birkaç acı çektim
Birkaç mutluluğa şahit oldum.
Ama...

Hiçbir filmin sonunu hatırlayamıyorum
Hangi kitabı neden sevdiğimi
Neden sürekli o yolu seçtiğimi,
Ellerimin soğuk olma sebebini
Neden gözlerimin daldığını hatırlayamıyorum.

Kaç gece dizlerimi karnıma çekip 
Yatağımın ortasında hıçkırarak ağladığımı
Hatırlayamıyorum...

Kaç özlem biriktirdiğimi
Kaç vedaya şahit olduğumu
Hatırlayamıyorum...

Bırakıp gidemiyorum kendimi
Bırakıp gitmek de değil aslında
Kalıp yüzleşemiyorum...

Dokunamıyorum saçlarıma 
Dokunamıyorum yalnızlığıma

Kimsenin olmadığı bir sabahın
Kimsenin duymadığı bir şarkının
Kimsenin görmediği bir filmin 
Başlangıcıyım...
Bitiremiyorum...

Bir denizden ibaret şehri mi terk edemiyorum?

10 Ekim 2016 Pazartesi

Belki bir gece, özlemle...

Bence kimse kimsenin boynuyla omzunun birleştiği yere yeteri kadar değer vermiyor.
Oysa bana göre tutkular ordan başlıyor olmalı. Her nefes alışında yükselen göğsün gibi, omuzlarını geriye doğru atışın gibi 
( omuzların da daha fazla ilgiyi hakediyor) , 
dudaklarımdan öperken ellerinle saçlarıma dokunduğun yer gibi aklımda boynunla omzunun birleştiği yer. 
Gözümü kapattığımda orada uyuyabiliyorum mesela. 

Seninle sevişmeye de oradan başlıyorum. 
Seni tanımaya da. 
Sahi tanıyor muyuz gerçekten bizi?
Öğreniyormuş gibi...
Bana ait bir şehir gibi. 
Hafif yokuşlu, sıcak bir şehir. 
Ve şimdi, 
Şu anda senin kolun belimi sararken, 
Göğsüne yaslanmış olmayı, 
Elimi boynunla omzunun birleştiği yere koyup uyumayı her şeyden çok istiyorum. 

Kokunla birleşecekse kokun
Ve saracaksa bizi tüm benliğimizle
Yasaksa konuşmak ve bilinmek
Yasaksa yarınlarımız
Sadece benim ol istiyorum
Bu gece...
Bir gece...

Bir an sadece bir an 
Kendimi bu dünyada 
Belki de ilk defa
Evimdeymiş gibi hissetmek istiyorum. 

4 Ekim 2016 Salı

Kaybedecek neyimiz vardı?

Bitti bir gün daha
Ve bir gece
Yalnız...

Oysa ne çok istemiştin
Sarı bir güne uyandığında
Terleyerek seviştiğin, kalbine dokunan bir kalpte uyanmayı! 

Yüzüne çarpan rüzgar yalandı!
Öfke ile yürüdüğün sokaklarda
Sana açılan tüm kapılar,
Sana gülen tüm dudaklar
Ve sığındığın tüm odalar yalandı! 
Bitiremediğin ve başlayamadığın
Ne yaparsan yap tutunamadığın
Kayıp giden, kaybolan giden
Üç nokta ile devam eden
Tüm hikayeler yalandı!

Yalandı! 
İnandığın tüm hayatlar yalandı! 
Yarattığın tüm masallar,
Gördüğün tüm düşler yalandı.
Yeniden kurduğunu sandığın 
O kumdan kalelerin yalandı...
Yıkıldı!

Tuz buz oldu hayallerin gözlerinin önünde
Uçsuz bucaksız bir denizdi pencerenden baktığın
Sahipsiz bir kucaktı
Uyuduğun, uyandığın! 
Yalan mıydı?

Sahi yalan mıydı?
Dokunurken dudaklarına
Gövdenden aşağı inen ateş 
Ve o an çalan şarkı kulaklarımda,
Isındığın kucak yalan mıydı?

Kaybedecek neyimiz vardı?

Gün bitti ve bir gece,
Üzerine örtünen saten bir çarşaf gibi
Kayıp giden göğsünden karnına
Eleri gibi, ve avuçları
Gün bitti!
Ve gece...

Bir kez daha özlemi kaldıramayacak yüreğim
Bir kez daha ayrılığı 
Heceliyorsun içinden 
Yal-nız-lık!
Yanılmaktan da öte,
Kaybetmekten de korkunç!

Oysa kaybedecek neyimiz vardı?

29 Eylül 2016 Perşembe

Bir gün bitiyor yine...

"Düşlerim!" Diyorum
Çocukluktan kalma bir alışkanlık
Olmayacak şeylerin peşinden koşan ben gibi
Olmayacak düşlerim...
Uykumdan uyanmadan söylediğim bir kaç kelime
Bir kaç gece ay ışığı altında
Avuçlarımda ellerin bir gece,
Yitirdiklerim...

Bitmesinden korktuğum geceler, başlamasından korktuğum günler
Özlemler, öfkeler, gitmeler ve kalmalar...
Bir tekerlek gibi dönüyor hayat
Kendi içime kıvrılıp
Yine yeni bir ben oluyorum...

Düşlerim sevgilim,
Düşlerimde geçiyorum hatıralarımın arasından
En çok bileklerimde parmaklarını gezdiren
Annemi özlüyorum
Uyumadan önce...

Düşlerimde konuşuyorum.
Yürüdüğüm onca yolu, terk ettiğim onca şehri, onca insanı
Orada bırakıyorum...

Dudaklarımda pembe bir şarap kadehi
Çok sevdiğim şiirleri okuyorum kendime
Kendimi özlüyorum kalabalıkta
Karanlığa dokunuyorum...

Gülümsüyorum yine de
Gülüyorum...

Ancak...

Gün bitiyor, gülüşümüz soluyor.
Yalnız yastığıma sarılıp uyuyorum...

26 Mart 2016 Cumartesi

Özlediğim için...

Hayatımda en ağır basan duygu

özlemek!



Gökyüzü açık, berrak...Gün sarı-beyaz, ellerim soğuk.

Bugün en çok çocukluğumu özledim. Ne de çok zamanım varmış.Gün anlamlı ve uzunmuş! Bitmesi için bir kenarda beklerken, çocukça duygularımla ne çok şey büyütürdüm içimde. Çocukluğumdan yanıma almak istediğim birkaç duygu var. Belki bir kaç insan. Bir kaç müzik, birkaç koku.



Yorgunluğum insanlardan. Oysa bir odanın içinde ömrümü sonlandırabilsem. Daha çok insan tanımadan, iyi olanları unutmadan. Korkmaya mı başladım yoksa? Tedirginliklerim hayal kırıklıklarımdan mı oluşuyor? Yaralarımı sarmayışım, hatırlamak için mi?



Her yara yakışır mı insana? Yaşanmışlık olarak kabul edilirse eğer ki, yüzümüze bakınca görünür mü izleri? Hep çocuk kalmak isterken yararlımız mı büyütüyor bizleri?

Bilseydim eğer büyümenin acı olduğunu, her tecrübenin bir insanı götüreceğini ve her adımın bir insanı getireceğini, bilseydim eğer gidenlerin ömrümden götüreceğini ama geride kalmanın zorluğunun tek başında yaşanılamadığından yeni birinin geleceğini, bir odaya kapanırdım. Henüz ilk gidenden itibaren... "Kendime ait bir oda..."



Ait olduğum bir yer yok. Ait olduğum bir beden yok. Ait olduğum bir hayat yok. Bir hatıraya ait hissediyorum kendimi. Bir yaşanmışlığa. Öfkeye, tutkuya, aşka, acıya, vedaya... Yaşadığım tüm duygulara ait hissediyorum ama yaşayacaklarıma değil. Artık her girdiğim hayata misafir olarak gidiyorum. Kendimce ilk koşulum "çok fazla kalmayacağım!" çünkü biliyorum çok fazla kalırsam onun gidişini göreceğim, çok fazla kalırsam kaybedişleri yaşayacağım, kalbim acıyacak daha fazla, yitireceğim. Belki ölümü göreceğim, belki uçuşu. O yüzden çok fazla kalmayacağım.



Şimdi ise tek hissettiğim özlem...Belki de en iyisi böyle. Şu an penceremden gökyüzüne bakarken sadece özlüyorum...














4 Ekim 2015 Pazar

bir cinayetti sevgilim...

Yaşanmış yılları hayal kırıklığına uğratmak bu benimkisi
kalbime söz geçiremediğim, zaman ile kıydığım bir can
seven bir kalbi öldürmek, bir cinayet...

"kim kimi ne kadar anlayabilir ki?" diyor şair
biz bizi ne kadar anlayabildik ki?
bir yolun sonunda sarılırken sana
avuçlarımdan akıp gidişine baktım
bu yaptığım bir cinayet...

sarılarak uyuduğum
her gece ve her gece avuttuğum
benim yaralarım.
benim  yaralarım bunlar
sen açtığın için bu kadar sevdiğim
asla bitmeyeceğini bildiğim
bir şehri terk etme sebebim

sevgimizi yarıştırırken biz
şimdi ayrı tenlerdeyiz...

yitirdim...
şimdi paylaştığımız tek şey olan bulutlar
bulutlarımızı kirletmeyelim sevgilim...



15 Ağustos 2015 Cumartesi

Bitemiyor bir şeyler...

Yalnızlığımın evin içinde estiği bir gece!
O birlikte oturduğumuz koltukta, az önce asmış olduğum çarşafları izliyorum. 
Rüzgar esiyor, yalnızlığım çarşaflar arasında dolaşıyor.
Böyle bir gecede terk etmiştin beni. Ya da yalanlarını böyle bir gecede mi sunmuştun demeliydim?
Tam olarak ne zaman yaralandığımı hatırlamıyorum.
Kanamıyor... Artık kanamıyor yaralarım...
Öpüyorum her gece kendi hayal kırıklıklarımı.
Ancak ellerim uzanmıyor silmeye anıları.
Yitirmekten yorulduğum bir geceydi...
Çıplak tenime dokunan beyaz yalanlarındı.
Öfkemi sakladığım ve büküldüğüm karnımda
Yeni bir güneş doğmasına izin veremezdim.
Bedelini saçlarımla ödedim...
Eski sokaklardan bir koku geliyor burnuma.
Kendimi en son kaybettiğim şehrin kokusu.
Arka sokağında bir yabancıyla öpüştüğüm gece,
Kendime acıdığım kaldırımlar.
Yutamıyorum sözlerini, o gün de anımsamıştım.
Yalanlarının üzerine bir dünya yaratmıştım.
Mutlaka yalnız mı öleceğim?


12 Nisan 2015 Pazar

bir kuş ile kıyaslayınca...

bir şeyler anlatmaya dilim varmıyor.
yeni bir şeyler söylemekten korkmuyorum da
yeni bir şeyler duyduklarında onlar neler yapacaklar
bundan korkuyorum.

müthiş bir yalnızlık bu.
kimseye tarif edemeyeceğim.
alışkanlıklarımı terk etmekle başladı her şey
uçsuz bucaksız bir kimsesizlik.
yaralarım sandığımdan da derinmiş
yakınlarım sandığımdan da uzak!

bitmiş
bitirilmiş!
7 gün ard arda ağladım
8. günde uyandım.
gözlerimi elime aldığımda
aynada kendimi görebildim,
kimseydim!

yorgunum şu anda
dinlenmek istediğim bahçeler uzakta!

bazen saçlarımı okşadığımda
avuç içlerimdeki şefkat için teşekkür ederim Tanrıya!

söyleyeceklerim aslında çok kısa
daha önceden de söylenilmiş aslında

" bir kuş sesinde
kuşla mukayyet değiliz..."




29 Ocak 2015 Perşembe

gözlerinden kuşlar havalanıyor

Göremiyorum
karanlıkta seni arıyorum.
zor hatırladığım kokunun peşinden gidiyorum.
kaç kez yürüdüm bu soğuk kaldırımlarda bilmiyorum.

"Günler uyuyarak daha çabuk geçiyor!" demiştin.
günlerimizi uyuyarak geçirmiştik.
günlerimizi neden geçirmiştik?
nereye gidecektik?
geleceği neden bekledik?
avuçlarımızda ölü kuşlar, meleklerimiz öldü...

yüzümden dökülüyor
sensizliğim
sessizliğim
acıyorum...
kanıyorum...

senin ne asi rüzgarların vardı...

yalnızlığın tam ortasında kaldım
dokunduğun yerlerden yok oluyorum.
dokunduğun yerlerden ölüyorum...

gel ve bana "geçecek!" de
gözlerindeki kuşları özledim...


12 Ocak 2015 Pazartesi

Belki biraz imkansız

Bir göz uzaklıkta öylesine uzak hani.
Düşüncelerimi hapsetmekten sıkıldım
Ve hiç böylesine soluksuz kalmamıştım...
Günler geçiyor.
Günler üzerimden geçiyor...
Günler beni eziyor...
Yıprandım.
Sustum.
Çok sustum ve kayboldum.
Karşımda öylece duran 
Benim geleceğim mi? 
Yoksa hiç çıkamayacağım bir yol mu?
Boşlukta kayboldum ve ellerim soğuk.
Elleri soğuk...
Bir kaç şarkılık ömrüm kalmış gibi,
Ne kadar hüzünlü olursa o kadar zor tükenecek gibi.
Gitmek istiyorum...
Biraz cesaret Tanrım! 
Elimi tutup götürebileceği kadar cesaret !
Sessizce kelimeleri susturabilmek...
Hiç konuşmadan bağırmak...
Hiç dokunmadan özlemek...
Günler geçiyor...
Yorgunum...


20 Aralık 2014 Cumartesi

kalmak bir acı

gitmek istiyorum...
kalmak daha zor geliyor.
bir yerlere gitmek istiyorum
kendimden bir parça bulduğum herkesten kaçmak
bir deniz kıyısında yalnız kalmak istiyorum...

şehirlerden sıkıldım.
yitirilmişliklerden sıkıldım.
aynı kelimeleri duymaktan,aynı yollarda yürümekten
aynı kokuyu duymaktan ve aynı yerde aynı rüzgara çarpmaktan yoruldum...
insanların sözlüğe anlamını yazdığı kelimelerden kaçmak istiyorum.
yeni sözcükler bulmak, yeni anlamlar yüklemek istiyorum.
boşlukta öylece asılı kalmak...

asla cesaret edemediğim korkularımla sevişmek istiyorum.
sonra hepsini öldürmek...
biraz delice gelebilir, delirmek istiyorum.
yüzüm unutulsun,sesim unutulsun, tekrardan başlamak istiyorum.

saçlarımı kendim okşamaktan yoruldum ve kestim.
konuştuğumu sadece kendim duymaktan sıkıldım ve sustum.
göz yaşlarımın boşluğa damlamasına üzüldüm ve güldüm.
ama artık vazgeçtim...
sadece gitmek istiyorum...

uzun süre sonra,korkularımla...

"YAZ!" dedi yazıyorum...
 Uzun zamandır duymak istemediğim seslerle uyuyorum.
sesler...
içimde bir yerlerde ve içimde derinlerde...
biliyorum aslında ne söylüyorlar ne anlatıyorlar biliyorum...
sonrası Bülent Ortaçgil şarkısı gibi...
öylece muhabbet kıvamında akıp gidiyor,
istanbul kalabalığında insanların geçtiği o kirli caddelerde eziliyor içimdekiler...

 peki içimdeki insanlar neredeler?
 ne zaman gittiler?
 terk ettiler?
sanki dönmeyecekler...

 yalnızlık odamda şimdi elleri omuzumda
anlattıkları kadar korkunç değilmiş.
biraz aldatılmışlık hissi gibi...
 o kadar...

 yollar yokuş ve ben hep iniyorum...
koşarak uzaklaşıyorum bazen kendimden.
kendim sandığım gerçeklerimden.
gerçekler neydi?
ne zaman "gerçek"lerdi?

her şey bitti... sessizlik...

 ne diyorum ben?
ve neden hep soru soruyorum...
biliyorum.
kendi cevaplarımdan kaçmak için yapıyorum bunu.
biliyorum...
öylesine korkuyorum...

12 Temmuz 2013 Cuma

sen hep gel

Parmak uçlarımda atlıkarıncalar var, ve kalbimde balonlar şimdi. bir şehirde bir gemi var, denizi benim içimde. masalım senden ibaret. benimlesin... yollarım sarı yaprak dolu ama avuçlarımda biriktirdiğim gökkuşağı senin gelişinin renkleri. saçlarımdan gözlerini topluyorum, sessizliğini soluyorum havada. "sensin bu" dediğim en güzel saatler ve yaşanmalısın sonuna kadar. sen hep gel...

9 Haziran 2013 Pazar

Yeni bir nefes

Unutmak istediğim rüzgarlar var Hatıraları bırakmak istediğim şehirler Kapatmak istediğim yaralarıma basmak istediğim şiirler var. Bırakıp gittiğim çocuğu büyümüş buldum Gördüm,duydum,hissettim,dokundum Ağladım ve o büyüdü. Yitip giden ışıksız bir yol geçmiş Bir isim dahi okunmuyor karanlıkta Suya yazılmış tüm sözler Bitmemiş yarım hikayeler Yanlış ve yalnız insanlar. Şimdi silinsin hepsi Şimdi kalbim bir bahar günü olsun Şimdi tertemiz beyazımla başlayayım yeni güne Yeni bir isimle...

26 Nisan 2013 Cuma

Aynı kitapları farklı zamanlarda okumanın tadını biliyoruz. Kelimeler senin de içinde öylece süzüldü mü acaba? Uyumanın yolunu bulamadık kimi zaman Farklı şehirlerde hep aynı güneşte ısındık. Olacaksak tam olmalıydık Eksiklikleri tamamlamalıydık bekledik... Bekliyoruz... Ellerin tutsa yanacağım oysa Ellerin bir tutsa ellerimi. Biz birbirimizi insanların acıyan tarafında bulduk Yaralarının altında Ve ya tam sararken... En güzel şarkılar bitmeden Sen gelsen...

1 Şubat 2013 Cuma

Gel...

Senin parmaklarin zafer
Gozlerin kin
Yollarin kan
Gulusun uzgun.
Ey uzak diyarlardaki sevgilim
Gidisinle bir hasreti biraktin uzerime
Gunlerin onumde dizdigi buyuttugu ordugu bir duvar
Yikilmaz,ses gelmez,umut gecirmez bir duvar hasretini biraktin.
Gecelerin boslugunda kac kez kendimi olumden donerken buldum.
Aglamak care olmuyor artik sevgilim
İcimdeki zehir gibi acin gozlerimden akamiyor artik.
Tam yuregime oturmus
"sen" diyor baska bir sey demiyor.
Elleri hayat sevgilim...
Yitirilmis zamanlarimdan cik gel
Son umudun saatlerinde cik gel
Safak vakti bir haberle
Bir yagmurun damlasiyla gel.
Gun isigiyla,gunun ilk isigiyla gel.
Sesi nefes sevgilim
Yik karanliklari
Aydinlik gunlerin topragindan gel...

17 Ocak 2013 Perşembe

Tek istedigim ...

Tanrim!
Eger oralardaysan (ki bu ara pek sanmiyorum)
Ve beni duyuyorsan,
Tek ihtiyacim biraz siir...

Sessizlige ihtiyac duyuyor tum hucrelerim.
Bir bir kulaklarimdan silinmesi gereken sesler var,
Uzeri ortulmesi gereken isledigim suclar var.

Dusun ki suc ortagimsin ve yardim et!
Bir diyeti olacaksa bu yardimin
Buyur al tum hislerimi
Bana biraz huzur olur...

Tanrim!
Oradaysan ve beni goruyorsan
Yalnizligimi da biliyor olmalisin.
Donus yollarini mi tikadin insanligin?

Biraz kimsesizlik istedigim zamanlar geride kaldi
İnsanlik icinde yalniz olmak iyi hissettirmiyor
Her sehir bir teni hatirlatacaksa
Her gun gecmisi
Ve her sarki bir hissi
Gitmeyeyim,duymayayim ,gormeyeyim
Tek istedigim biraz siir.

Cunku;
"kuslar ucuyor" Tanrim!

28 Aralık 2012 Cuma

Bir gun desem ki

Desem ki sana bir gun "gidelim"
Ama sen "nereye?" diye sorsan...

Su uzak karli daglara desem.
Uzak derin okyanuslara.
Su akan derelere,su yesil-mavi ormanlara
Kuba'ya belki,şili'ye
Ya da Lübnan'a mesela.
Biraz kucuk bir yere gideriz belki
İrlanda mesela.
Bilmiyorum sevgilim
Cografyam cok iyi degil iste...

Sen sec derim o zaman sana.
Sen sec.
Ve gozlerini isterim bir tek,
Nereye gidersek gidelim gozlerini.
Ellerini
O sicak ellerini cebimde isterim.
Uzun yolculuklarda basini omzumda isterim...

O zaman gidelim sevgilim...



5 Aralık 2012 Çarşamba

Sevgilim

Sen uzaksın
Bir kaç şehir kadar
Ama asla ayrı kalmadın
Şu uzaklara dalan gözlerimden.
Bil ki özleminden tüm çocukluğum...

Korkularımdan arınıp
Kalamadım karşında öyle çırılçıplak
Öyle "ben"...
Oysa ne dediysen hazırdı yüreğim.

Yüreğim sevgilim,
Avuçlarında çarpıyor yüreğim.
Ve ben
Sana sevgilim dedim...

Biraz umut,biraz ışık,
Biraz soğuk bu kış günlerinde
Sıcak,ısıtan bir gülüş.
Bir kaç şiir
Bir kaç şarkı
Az görülen rüyalar
Hep gelen kötü haberler.
Yitirilenler,yeni gelenler
Yeri dolmayanlar.
Özetleyecek olursak hayatımızı.

Hepsi bir yana
Sevgilim dedim sana...

29 Eylül 2012 Cumartesi

D

"Dinden cikartir adami
Senin bu tutku kirmizi dudaklarin"
Demisti operken.
Ve kan bosalmisti gok yuzunden.
Aci ve hirs ile yogrulmus bir kader.

Ufkumu rahat biraksa bir aksi hal
Ve pesisira gelen gece cigliklari.
Dinlemez hic hep gidislerle anilir.
Yuzunden okunuyordu oysa
Oyle cirkindi anilari.

Yirtip attim arkasindan tum sevismeleri
Ve vurdum uykuma bir tokat gibi korkuyu
Parmaklarimin arasindan akan sen.

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Bir deniz kadar guzel...

Bir umudu öldürmenin günahi boynunda
Kendi inandigi tanrisina yalvararak
Dolasiyordu.
Yanlis kentlerde dogru aski arayarak
Geciriyordu gunlerini.
Gidecekti bir gun elbet.
Hayatinin en görkemli yapisina selam durup
Elleri cebinde soguk iklimlerde yuruyecekti
Sus diyerek kendine
Gunleri gecirecekti.
Sonra ardisira gelen
Kimligi belirsiz olaylar icerisinde
Bir düş gördüğüne yemin edebilirdi.
Uzaklardan bir ruzgar miydi bilinmez
Sevmek icin cok zamani yoktu
Tüketmek icin fazlasiyla guzeldi.
Nihayetinde kustu icindekileri
Bir gokkusaginin altinda
Kaldirimlari gecerken icindeki
En son sinirda birakti kendini.

"Soylerdim" dedi.
"Gunesin dogusu gibi gulusu
Ve sonsuz bir merhabanin ardindan
En anlamli cumleleri."

Simdi basladigim yerdeyim.
Yitirilmis bir seylerle kavgam.
Duzen kimin duzeni onu bulmaya calisirken
Kendi dunyamda yarattigim
Alcakgonullu mutlulugumla yuruyorum bu yolda.

Bir deniz kadar guzel...

14 Ağustos 2012 Salı

Bir baharda...

Bir baharda gelecegim sevgilim sana...

Ilk baharda belki.
Bulutlarin arasindan gunesi toplayip
Ellerine gokkusagindan yuzuk yapip
Bir ilkbahar sabahi gelecegim

Son baharda belki
Son kalan cicekleri senin icin toplayip
Biraz agustosu koynuma saklayip
Bir sonbahar aksami gelecegim.

Gelecegim sevgilim
Bir gun mutlaka gelecegim.

Saclarindan koklamaya gelecegim ruhunu
Sevismeye,sana tapmaya gelecegim.
Uykunu bolecegim en tatli yerinde
Sana bir ruya vermeye gelecegim...

30 Mayıs 2012 Çarşamba

senin deli maviliğinde kayboldum. benim olmadığını bilerek sevdiğim mavi limanım... ve sen ucsuz bucaksızım sen bana dost olmayan geceler üzerimi örten yıldızların soğuk rüzgarısın artık umut avuçlarında kaybolmuş çoktan... şimdi gidebildiğin kadar uzaklara git ne olur ölmeden kalbim git ne olur... dönme bir daha ve sen imkansızım konuşma bir daha ne olur... üzülme yitirip gidilen "söz" lere gözlerinde bir değeri yok dolacak kadar biliyorum! sus ve hiç konuşma bir daha bana ölüm gibi yan sen de öldürülmüş gibi unutul kalbimde dönme geriye. sensizliğe alışacaksam "sen" i unuttur bana ne oluré

3 Nisan 2012 Salı

Uyan!

Uyan!
gece saklıyor tüm izleri
ve tut ellerimden
az sonra bizi yakalayacaklarmış gibi
hiç bırakmayacakmış gibi...

Uyan!
ve seviş benimle.
hemen sonrasında ölecekmişiz gibi
bir tanrıya dokunurmuş gibi dokun bana
ve tüm günahlarını çıkar bedenimde.

Uyan!
çünkü örtmemiz lazım yıldızları
gözlerinin parlaklığıyla.

Uyan!
sana biraz daha bakmalıyım.
dudaklarına bir kaç şiir yazmalıyım.
yanağındaki ben'e tapmalıyım.
ve kör bir bekçi koşarken peşimizde
sana bir sığınak yaratmalıyım.

Uyan!
bak yaralarım kanıyor.
şimdi öp beni
ve utandır artık tüm geçmişini
unut hepsini.

Uyan!
çıkar beni bu kabusun içinden.
tarifi mümkün olmayan bu keder
sarıyor tüm ruhumu.
yokluğunla başedemiyorum
kurtar beni sensizliğimden.

Uyan sevgilim.
Uyan!
Uyan artık uyuduğun o derin uykulardan...

19 Mart 2012 Pazartesi

"Aşk" tı bu...

sözlerin hükmünü kaybettiği bir geceydi
sen ben ve imkansızlığımız vardı.

gidebileceği çok yeri olan
fakat eli ayağı tutmayan bir "aşk"tı bu.

"Aşk" tı bu;
yeşildi baharda,sevinçti huzurda.
senin şehrinde mavi
benim şehrimde griydi.
bulutlarda yağmurdu.
"İstanbul" dan yoksundu.

"Aşk" tı bu;
yitirmeden öğrenemeyecek
kanatmadan öpemeyecek
ve bitirmeden başlayamayacak olandı.

Bir gözyaşı gibi düşercesine
koşuyordu
yüksek ihtimal ölmeye gidiyordu "yalnızlığım".
'dur' dedim. 'otur yerine!'.
'bu el senin değil'.

"Aşk"tı bu ;
utanmaz bir geceydi.
sen,ben ve imkansızlığımız vardı.
bildiklerini asla söyleyemeyeceğim
bir zamanın başlangıcıydı.

giden ben olsam.

giden sadece gitmiştir.
dudaklarıyla nasıl bir roman yazdığı önemli değildir.
yollar uzar,
yağmurlar yağar.
bir şarkı söylerim içimden.
"bir yağmur damlası kadar zarif"...

gidenlerin yarını olmaz
kalanlar ise "yarın" larla yaşarlar.

yitirdiğim o hayallerden bir kale yapsam
şimdi kendime.
ve artık hiç bir aşka teslim olmasam
son olsa bu.
ve artık giden ben olsam.

29 Şubat 2012 Çarşamba

bazen

hatıralar uçuyor,silinip gidiyor.kokular hatırlatıyor.dönüp bakamıyorsun o an'a sadece koklayabiliyorsun.ya da bir şarkı.o an içinden o şarkı ile geçebiliyorsun.ne söylenildiğinin de pek önemi olmuyor.o yerde ne hissettiğini hatırlıyor geçip gidiyorsun.geçmişinde geleceğe götürebileceğin o kadar çok şey varken gidip en çıkmazını seçiyorsun bazen.sen de orada takılıp kalıyorsun.bir ses arıyorsun bir koku bir şarkı.elinden çekip çıkarsın seni.götürsün geleceğe.bir el arıyorsun "gökkuşağının üzerinde bir yerlerden"... o el geliyor...

27 Şubat 2012 Pazartesi

hangi?

HANGİ SOĞUK YAKIŞIR Kİ BİR KADININ TENİNE.YA DA HANGİ YALNIZLIK?

26 Şubat 2012 Pazar

belki

Çocuk kaldım senin yokluğunda
Beyaz kaldım senin karanlığında

Gidebilsem
Kaçacaktım.

Unutuldum senin umutsuzluğunda.

Sığındığım kimsesizlik kurtatmadı beni
Beklediğim zamana acıdım

Yapabilsem
Unutacaktım....

O sıcak rüzgarda sevmiştim seni
Şimdi bu soğuk
Şimdi bu acı…

Soluğumda sakladım seni

Ölebilsem
Kurtulacaktım….

17 Şubat 2012 Cuma

usulca

"kara kış" iklimlerim vardı
senin "kimliksiz" aşkına karşı.
bavulunda taşıdığın çaresizlikle
çekip gittin...
usulca...

hep yıldızların görkemli kutlamasını merak ettiğinden
gidişin geri dönülmeyenlerden...

şimdi aramızda kopmaz bir bağ var
tutkudan,özlemden,şefkatten

dökülüyor kalabalıklarım elimden
paramparça yerlerde

gölgeli sözlerinden ibaret
ne tatlı bir vedaydı sahi
sen de gidecektin elbet

kokun yastığımın altında
çok yalnız bir gecede
ölümden döndürür diye sakladım.

neyse...

demiştim sana bulutları sevme diye.
çekip giderler.

bekliyorum
gökyüzü gibi sabit...

ne olur bir gün
usulca yine gel...

30 Ocak 2012 Pazartesi

Yaralarima tuz...

Yaralarima tuz
Yaralarima hayat bastim.
Bir goz mesafesinde unuttun beni.
Dusemedim bulutlardan
Acidim kendime.

Yaralarima sen bastim 
Insan oldum,seytan oldum,melek oldum
Kendi icimde tanri oldum
Affettim tum gunahlarimi
Sen haric.

Basladigim yerdeyim
Duygular ayni
Simdi mevsim kis
Beni yakan agustos gunesi nerede
Sen neredesin
Ben nerede!

Kimsesiz,sessiz,aciz.
Sisli bir yigin hatira arasinda
Bir buruk fotograf elimde

Ustelik gulumsuyorsun...

Kaniyor yaralarim
Senin dokundugun yerlerde

Yorgun bir aksam unuttun beni
Ben senin sehrinde 
Kalbinden uzakta
Kilometrelerce...

Sen hep benim 
Yaralarima tuz...

2 Ocak 2012 Pazartesi

ne için?

yeni bir sen büyütüyorum bu gece
ay'ın şahitliğinde
yalnız tanrının huzurunda.
senden bambaşka bir sen!

yalnız benim olan,hep benimle kalacak olan

ve;

bu gece kapatıyorum gözlerini avuçlarıma
kirpiklerini örtüyorum yalnızlığıma
sarılıyorum kokuna bu gece.

son kez saygı duruşunda dururken
sensizliğimin önünde
kendime sadakatim için
unutuyorum seni bu gece...

29 Aralık 2011 Perşembe

Yasar- Beni Koyup Gitme

beni koyup koyup gitme
ne olursun
durduğun yerde dur
kendini martılarla bir tutma
senin kanatların yok
düşersin yorulursun
beni koyup koyup gitme
ne olursun

bir deniz kıyısında otur
gemiler sensiz gitsin bırak
herkes gibi yaşasana sen
işine gücüne baksana
evlenirsin çocuğun olur
sonun kötüye varacak
beni koyup koyup gitme
ne olursun

elimi tutuyorlar ayağımı
yetişemiyorum ardından
hevesim olsa param olmuyor
param olsa hevesim
yaptıklarını affettim
seninle gelemeyeceğim attilâ ilhan
beni koyup koyup gitme
ne olursun

Attilâ İlhan

14 Aralık 2011 Çarşamba

insanlık görevi midir gitmek?

sen beni dolunay parçalanırken terk ettin
diyebilirim ki gelmemiş gibiydin...

bıraktın avuçlarıma
bir kaç harcanmamış kelime...

zorla değil ya isteyerek öldüm sana...

duvarları yırttım sensiz her gece
üzerime örttüm bulutları
ki onlar bile gelmeyişine ağladı...

susturamadım kendimi
avutmak ne kelime!
bıraktım karanlığın ortasına bedenimi
ruhumu da alıp terk ettim ikimizi...

11 Aralık 2011 Pazar

Jehan Barbur - Öylesine

Yüzümü gönlüne koysam
Yemin tutsa kalbim beni sever miydin
İçimi avcuna döksem
Beni azıcık çözer miydin
Yok olmuyor istemekle bitmiyor
Hiç bir yol yarılanmıyor uzadıkça uzuyor
Kal demiyor söz vermiş susuyor
Kelimeler düşmüyor içinde salınıyor

Yüzümü gönlüne koysam
Yemin tutsa kalbim beni bilir miydin
Yok olmuyor istemekle bitmiyor
Hiç bir yol yarılanmıyor uzadıkça uzuyor
Kal demiyor söz vermiş susuyor
Kelimeler düşmüyor içinde salınıyor

Düşümü aklına katsam
Yemin tutsa kalbim beni sever miydin

10 Aralık 2011 Cumartesi

gece ile dans

uykumdan uyandım
gece ile dans etmek için...

yaşanılmayan anlarımı topladım avucuma
bıraktım rüzgarlara
sana doğru...

gölgelerle oynadım yokluğunda
korkularımı şekillendirdim...

bir taç yaptım yalnızlığıma
umuttan balonlarla...

çocukluğumu aldım koynuma
sevdim biraz,
saçlarını okşadım sonra...

özgür ruhunu öptüm
soğuk bir akşamda.
sonra yoruldum seslerden,
kelimelerimi uyuttum.

sen gelmedin,
ben gece ile dans ettim.
sonra uyudum...


30 Kasım 2011 Çarşamba

öyle çok ...

öyle çok beklettik ki geniş zamanları
tamiri imkansız yaralar bir tarafta,
yüzümüzde hep sahte bir tebessüm ile
hep aynı şarkıları söyleyip durduk...

yalnız soğuk gecelerde
tenine sokulan bir sevgili gibiydi düşler,
seni ısıtan
uyandığında parçalayan...

öyle çok dinledik ki o mutlu masalları
inanamaz olduk mutluluğun gerçekliğine.
tek bir iz bile silemedi gidenlerden gelenler
hep daha fazlasını eklediler
geçmişin üzerine...

öyle çok uyuduk ki sevgi sandığımız kucaklarda
saçlarımızı okşayan eli "sonsuzluk" sandık.
en yüksek uçurumun kenarındaydık,
biz o eli inanarak bıraktık...

12 Kasım 2011 Cumartesi

ben böyleyim

bir hikayenin giriş cümlesiyim...

kimsesiz çöllerde tanrıyım;
üzerimi örtecek tek bir güneş yok...

avuçlara akan göz yaşıyım.
her yeri kırmızıya boyuyorum...

en uzun kelimeyim,en kısa heceyim.

terk edilen şehirlerim...

sonbaharda son düşen yaprağım.

bir bebeğin gülüşüyüm,
ve her gün yeniden doğuyorum...

"özledim" diyemeyecek kadar dilsizim,
yetişemeyeceğin kadar sensizim...

geceleri korkutan yağmurum,

camlarda buğuyum,
üzerimden harfler akıyor...

vedaların son bakışıyım,
ağızdan çok sözlerini göz yaşında taşıyan...

en ufak parçasıyım soluğunun
her alışında parçalanıyorum...

kırılmaktan korkar,daima incinirim...

ve sen hiç gelmezsin...
ve ben hep giderim...

bir öykü

çoğu zaman yitirmekten korkarsın;
henüz elde etmemişken bile
sanki gidecekmiş gibi...

döner durursun yazdığın kelimelerin arasında
tek bir hece ararsın
bir nefeste anlatan ruhunu

çünkü gece hep soğuktur
ve yalnızlık hep karanlık.
kimsesizlik yeni değidir
ama o'nsuzluk korkutur.

çünkü hep bir veda vardır
her merhaba'nın içinde.

hep bir öpücük dudaklarda.
hep son öpücük,
yeni doğan bebeğin
gülümsemesinin kıvrımlarında.

katilin dudak izleridir yüreğinde kalan
hiç gelmeyip hep gidenlerin hasarları

yerle bir edip yok etmiş bir hayattır
henüz tamamlanmamış bir öykü...

31 Ekim 2011 Pazartesi

bu gece

Tanrı taklidi yap bu gece bana...

dokun ellerinle yaralarıma ve iyileştir onları.

ve beni cennetine götür.
öpüşlerinle...

tanrı taklidi yap ve affet bu gece günahlarımı.

avuçlarınla kutsa beni...

30 Ekim 2011 Pazar

olur mu?

buradaki bulutlar oraya gelir mi?

kelimeler yarattım sana,
anlamı silinir mi?

öldürdüğünü sandığın duygular,
tekrar dirilir mi?

yanar mı buzdan ellerim?
tekrar gülümser mi güneş?

bu şehir kendini,renkli yağmurlar ile temizler mi?

öper mi dudakların beni?
her gece...

ve her sabah,
dolaşır mı saçlarıma parmakların?

sarhoş eder mi bizi
şarap kadehindeki gülümsemeler?
çok eski bir şarkıdaki hikayeler?

sevinir mi hayaller kuruldukça?

ve çıkmak isterler mi zihinden
gerçekleşmek için?

bir gün ay doğmadan
gelir mi bedenin?

gitme kal.

çünkü "gitme kal" diyemezsin.
saçlarından sürüklerken kelimeler
yokluğun yerini soluğun doldurur.

"gitme kal" diyemezsin
çünkü kabul edemezsin.
bilirsin ki zehirlidir bir öpücük
ve ruhunu okşamaz yalanları.

"gitme kal" diyemezsin.
yitirmeden bilemezsin.
daha fazla nasıl hissedeceğini
ölürken bile düşünemezsin.

"gitme kal " diyemezsin.
demezsin.
o gider tek yönlü yoluna
sen de bitersin...

26 Ekim 2011 Çarşamba

nerede?

Tanrı 'sev' dedi bana bu gece.
şarap kadehinin kıvrımlarında ölüme koşarken
yolumda dinlendirdi bir kaç nota
bir kaç söz
eskimiş bir kaç umut
biraz özlem.

yırtıcı bir hayvan gibi
koşuyordu hücrelerimde
bu aşk denilen zavallı kelime.

bilindik şeylerdi
bu şehirde bu yıldızlar,
ve hep terk etmek istediğim şeyler de bilindikti.

Tanrı oturdu karşımda,
onun elinde benim hayal kırıklıklarım vardı.
bir düşün içindeydi gökkuşağının renkleri,
unutmanın tadındaydı bu gece.

sonsuzluğun dibinde,
gözyaşlarımın yüzeyinde.

16 Ekim 2011 Pazar

bir koro

kafamın içinde bir koro var
ve bana şiddeti öneriyor
aşkı,tutkuyu,rüzgarı,yağmuru
bunları şiddetle hissetmemi söylüyor.
bir destan yazıyor benim üzerimden
çoğu zaman trajedi oluyor.
ama gülümsetiyor daima
ve hep sessiz oynuyor.
içimdeki benliğim
ısırıyor elimden elmayı
ama ölmüyor.
beni zehirliyor.
ayakları üşümüş koşamıyor,
üstelik aylardan ne
bilmiyor.
yağmura bakıp,hep saati söylüyor.
yağmur yağmadığı zaman uyuyor.
takılmış gidiyor "gri şehir" diye,
halbuki o bu şehrin griliğini seviyor.

içimde bir koro var
bana bir şeyleri terk etmem gerektiğini söylüyor.
bir yatağı,bir kelimeyi,bir özlemi,bir umudu.
ruhuma açtığı yaraları biliyor bunların.

biliyorum
kanatmasa da sızlatıyor işte hayat.
olduğu gibi kabul etmek benim görevim.
mırıldanıyor koro eski hatıraları,
hiç sevmiyorum bu kısmı.
kulaklarımı patlatıp
siyah bir hiçliğe gidiyorum.
orda tanrı'yı bulup konuşuyorum.
gözyaşlarımın tatlı tadını
onun önünde içiyorum.

sana dönüyorum

Ayaklarımı sürte sürte koşuyorum.
Bu kirli, bu yalnız, bu yorgun şehrin sokaklarında..
Bir şeyden kaçar gibi,
yerin dibine batar gibi,
koynumdan kokunu atar gibi
rüzgara karşı koşuyorum.
Şehir dökülüyor içimde
Ben yorulup yine sana dönüyorum ..

sadece istiyorum

üzerimden soyuyorum karanlığı
çünkü bir gökkuşağına yelken açıyorum.
saçlarım senin avuçlarındaymış gibi
yeni bir hayat yaratıyorum.

yeni bir tanrı...

yeni bir umut...

sana bir aşk yaratıyorum...

üstelik hiç bilmediğin bir şehirden
hiç bilmediğim bir şehire sesleniyorum.
çünkü olduğun gibi
doğduğun gibi
sadece seni istiyorum.

sözcüklerim dilimin altında
en ünlemsiz hali ile.
bir yabancı heyecanı ile
sana dökülmeyi bekliyorlar.

elimle tutuyorum güneşi
sana doğurmayı bekliyorum...

6 Ekim 2011 Perşembe

Simdi gitmek gerek.

Care avuclarindadir bazen
Bazense bir balonla ucup gider
Sozler kalir mi ?
Bazen kalir 
Bazen cok uzaklara gider
Ve baska dudaklarda kalir.

'yeter' dedigin anda
Bazen henuz yeni baslamistir.

Tutunmayi bilmeyen ve
Nereye donse duvarlara carpan
Bir kucuk asktir kalbindeki

Ve simsiyahtir uzerindeki ortusu
Beyazlarini kaybetmis gibi
Icinde bir yerde

Cok gerek vardi ama
Simdi gitmem gerek...

19 Eylül 2011 Pazartesi

belki de...

sen neredeysen orada umudum
çok uzakta parmak uçlarımdan
ve daha yakın şu ısıtmayan güneşimden...

başka resimlerde gülümsüyoruz
başımız ayrı yastıklarda uyuyoruz
rüzgarımız aynı ama
farklı şehirlerde üşüyoruz...

duygularımız hem basit hem sonsuz,
ifadesi zor biraz da korkusuz,
beklerken hiç geçmeyen zamanı
kaç geceyi geride bıraktık uykusuz...

kapalı bir kavanozun dibinde belki de
alışmaya çalışıyoruz...

16 Eylül 2011 Cuma

rüya

yeniden döndüm özüme
senin yarattığın bir hikayede
peri tozları düşüyor yüzüme yüzüme...

dün de değilim
bugünü de bitiremedim
yarınım sende.

üstelik hangi yoldan geleceğini bilemedim.
kirpiklerimle hayalini çizdim.

düştü düşlerim yere
ellerimle birleştiremedim.

bir rüya gördüm seninle ama
uyanınca da seni istedim...

29 Ağustos 2011 Pazartesi

keşke...

zamanın bu denli yavaş geçmesinin bir sebebi olmalı,
kastı yok ya evrenin bize...

avuçlarında olması gereken ellerim,
uzaklarda seni bekliyor.
üstelik gece hiç bu kadar siyah olmamışken...

düşünmemek için,daha fazla uyuyorum
düşümde sen...

gittiğin mesafelerin bu denli uzak olmasınınbir sebebi olmalı,
her seferinde 'kendine iyi bak' denmeyecek günler
o kadar da uzak değildir belki de bize.

bir çaresini düşünmek yerine
oturup yıldızlara baksaydık

"keşke bu cümleleri kurmak yerine
şimdi sevişiyor olsaydık"




adın.

adın geçtiği zaman cümlelerde
içim sızlıyor.
ne kadar uzaksan,
o kadar iyi oysa.

artık yabancı gelmiyor başka insanlar,
başka şehirlerde sabahlarım doğuyor.

yüzsüzleşiyorum iyice.
unutmak için seni,
yapmadığım şey kalmıyor.

yine de
adın geçtiği zaman cümlelerde
avuçlarım acıyor...

20 Ağustos 2011 Cumartesi

kalbim...

çok zaman önceydi soğuk yakarışlarım
tadına varamadığım özlemlerim
ayrılık yollarında bıraktığım gülüşlerim
yastığıma döktüğüm sessiz göz yaşlarım

çok çok zaman önceydi...

eksilirken şehirlerde umutlar
ve
bir bir yok olurken

ve hep gelecek geçmişi yargılarken
ellerimde hayal tozları
yaşamaya çalışıyorum...

renklerim küskün,
gülüşlerim eksik,
sözcüklerim yalnız...

hep bir şeyleri bekliyor
bir sonraki belirsiz günden
kalbim...

kalbim,
artık güvenebileceğim tek mabedim...






14 Ağustos 2011 Pazar

-hatıraların bitiyor-

uzun bir yoldan daha uzaktır
kalbinden kalbime mesafe

ve daha acıdır
ellerinle açamadığın yaraları
sözcüklere bırakman...

şehrinin ışıkları tek tek sönerken
güneşin doğuyor.
benim ellerim hala karanlık topluyor...

bendeki hatıralar da artık pek işe yaramıyor...




6 Ağustos 2011 Cumartesi

gitmek...

gitmek bitmek değildir belki de...

bir şeylerin başlaması
bir şehrin terk edilmesi
uzaklara gitmek...

yenilmek değildir belki de...

güneş yine doğar
aynı güneş...

ki sen kısa hayatlara
büyük hikayeler sığdırabiliyorsan,
ve dudaklarınla güneşi yakalayabiliyorsan
bulutların arasından
siyah sokaklardan

sende inanıyorsan
"çocukların bir gün tekrar
şarkılar söyleyeceklerine"

gitmek bitmek değildir belki de...

4 Ağustos 2011 Perşembe

ölmek...

Kendine dair korkular yetiştirirmiş avuçlarında
Dünden kalma yara izleri ile dolu cepleri.

her gün batımında ağlarmış,
çünkü geceden korkarmış...

hep gidermiş
başka şehirlere
hep başka insanlar tanırmış,
yarasında ilaç niyetine...

insanlara sarılıp en büyük hatasını yaparmış...

ve en büyük hayaliymiş,
bir deniz şehrinde
kalbini ellerine alıp
gözlerinden gülüşlerini dökerek

ölmek...

3 Ağustos 2011 Çarşamba

farketmez...

o kadar içimde ki sensizlik...
hala deli gibi aşıkken
ve hala her sabah
yanımda sen varmış gibi uyanırken
unutmak ne mümkün...

artık ne bir mucize bekliyorum
ne de bir umut büyütüyorum içimde...

gelsen de seninim
gelmesen de ...

anladım ki ...

seni sevmek kendimi üzmekten başka bir şey değil...

seni beklemek kendimi kandırmaktan başka bir şey değil...

seni düşünmek artık mutluluk değil...

yalan dolu ağızlarda seni sormak,
hep çıkmaz sokaklarda seni aramak...

seni yazmak,seni çizmek,seni okumak...

benim bu yaptığım olacak şey değil...

özlediysem bunları...

ellerini özledim en çok
beni yaralayan dudaklarını değil.
ve sözlerinden daha yumuşak
saçlarını özledim...

gelişini özledim,
hep acıtan gidişlerini değil...

gülüşlerini özledim,
kızgın gözlerini değil...

kalbini özledim,
en çok da beni gömdüğün kısmını...

masallar

hiç bir beden taşıyamadı sevgimi
dev hüzünlerde boğuldu hepsi.

bencil bir aşka sahibim.

gecelerimin arsız nefesi.

bir mucize beklerim
ellerimde dua sesleri.

kelimelerim paramparça,yabancı.
oysa hiç bu kadar yalnız olmamıştı,
bırakıp gittiğinden beri kalbim...

şimdi susuyorsam özleminden
ve susturuluyorsam kimsesizliğimden,
bitiremiyorsam hala seni içimde
söylenecek hiçbir şey kalmamıştır.

anladım ki artık yalnızca
masallar seni bana bağlamıştır...